Sahnelerin başarılı ismi Umut Albayrak

umut-albayrak-voqueÜlkemizin en başarılı kadın seslerinden biridir Umut Albayrak. Genç yaşına rağmen çok büyük başarılara imza atmış Albayrak'la müzik çalışmalarından Kıbrıs'a, kültürümüzden hayata dair herşeyi konuştuk.

Konuşmasında kültürümüze sahip çıkmamız gerektiğini vurgulayan Albayrak, kültürümüze sahip çıkmamız halinde hiçbirşey için geç kalınmayacağını da söyledi.

 

İşte bu keyifli röportajı sizlerle paylaşıyoruz:

Umut Albayrak'ı sahnelerden ve müzik çalışmalarından biliyoruz. Umut Albayrak müzik çalışmaları dışında neler yapar?

Müzik, hayatımın büyük bir bölümünde bulunuyor. Konserler, müzik çalışmaları yanında DAÜ Müzik Bölümü'nde Öğretim Üyeliği de yapıyorum. Ayrıca Dokuz Eylül Üniversitesi'nde devam eden doktora çalışmamı da buna eklediğinizde müziğin hayatımda önemli ve büyük bir zamanı kapladığını görebiliryoruz. Ancak küçük yaşlarda ailemizden kazandığımız bir alışkanlık olan zamanı doğru kullanma ve programlamayla sosyal hayata, beni mutlu eden hobilerime , aileme, arkadaşlarıma ve onlarla geçirilen eğlenceli ve güzel zamanlara da vakit ayırabiliyorum.

Ülkemizde kültür ve sanata verilen önemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ne yazık ki şu anda ülke genel durumuyla yürek burkan bir durumda. Bunun olumsuz etkilerini her yerde olduğu gibi kültür ve sanatta da görebiliyoruz. Kültür sanat konusunda iyi işleyen bir çarkı oluşturmanın 3 ana aktörü var ve bu 3 aktörün birbiriyle olan dogru alışverişi, bu çarkın dönmesini ve ülkeye, insanlara faydalı olmasını sağlayabilir. Bunlar sanatçı, devlet ve halktır. Devlet tarafından gerekli yasalarla ve doğru yapılan yatırımlarla uygun çalışma koşulları yartılan sanatçı, emeğini sergileyebileceği ve bir sanat eserine dönüştürebileceği gerekli materyallere ve sevke sahip olarak iyi birşeyler ortaya koymaya başlar. Kendisine iyi , kaliteli, dünya standartlarında sunulan bir çalışmayı halk kabul eder.

Halk tarafından takdir gören, çalışmaları desteklenen, devlet tarafından da gerekli yasalarla korunan sanatçı birdahaki sefere daha iyi şeyler ortaya koymak için kendini geliştirir. Tüm bu alışveriş sonunda oluşan maddi sirkülasyon sanatla doğrudan veya dolaylı ilgili olan, birçok sektörün canlanmasına ve yeni iş imkanları yaratılmasına sebep olur. Böylece her seferinde devlet katkısına muhtaç olmayan, hükümetlerin kendi siyasi düşünceleriyle şekillendirilmeyen, iş dünyası, halk, sanatçılar, devlet yani kısaca tüm ülkece ortak katkı konulan, şekillenen bir çalışma sistemi ortaya konur.

Yani devlet sanatçılardan, bilirkişilerden sektörün önde gelenlerinden oluşturacağı komitelerle, önderlik edeceği sempozyumlar, çıkaracağı sponsorluk yasaları, telif hakları vb yasalarla kendi bütçesinden büyük harcamalar yapmadan bu çarkın dönmesi için üzerine düşen gerekli adımları atabilir.

Sponsorluk yasaları gibi yasalarla iş dünyası sanat dünyasına yapacağı katkılarla gerekli vergi indirimlerini kazanabilir. Sanatçıların sponsor bulması ve sektörün kendi kendine yetebilecek duruma gelene kadar hareketlenmesi sağlanabilir. Telif hakları gibi yasalarla sanatçılar ürettikleri eserlerin kullanım ve kazanç haklarına sahip olabilirler. Bu adımların atılmasıyla birlikte ülkedeki sanat yaşamının hem ülke, hem halk, hem de sanatçı için çok daha verimli bir boyuta ulaşacağını düşünüyorum. Kıbrıs insanının ve sanatçısının şu anda bu alışverişi belli bir ölçüde yaptığını söyleyebiliriz ama ilgili yasaların ivedi bir şekilde çıkması yukarda da bahsettiğim gibi bu çarkın çok daha sağlıklı dönmesini sağlayacak ve kültür sanatın ülke gelirine katkı koyan ciddi ve hergün gelip büyüyen, kendini geliştiren ve bizi dünyayla buluşturan bir yapı olmasını sağlayacaktır.

Zülfü Livaneli ve Maria Farandouri gibi önemli isimlerle de çalıştınız. Bu dev isimlerle aynı sahneyi paylaşmak nasıl bir duyguydu?

Zülfü Livaneli, Maria Faranduri, Fahir Atakoğlu, Teodorakis, Vasilis Papakostandin, Pantelis Thalasinos gibi önemli isimlerle çalışmak benim için çok değerli deneyim oldu. Her şeyden önce bu kadar önemli, deneyimli, işinde yetkin, eseleri onlarca yıldır büyük kitleler tarafından farklı dillerde, farklı ülkelerde seslendirilen kişilerin sizi beraber çalışacak ve baraber projeler yapacak kadar iyi görmesi yaptığınız işe ve kendinize olan inancınızı artırıyor. Ayrıca böylesine dev isimlerle aynı sahnede olup o atmosferi yaşadığınızda hem müzikal anlamda kitaplarda bulamayacağınız tecrübeler ediniyorsunuz hem de iyi bir müzisyen olmanın yanında mütevazi bir kişiliğin de ne kadar önemli olduğunu tecrübe ediyorsunuz. Bu sebeple böylesi isimlerle çalışmış olmak ve gelecekte hem bu isimlerle hem de yenileriyle farklı projelerde yeniden bir araya gelebilmek benim için çok anlamlı ve çok keyifli olacak.

Önünüze hedefler koyarak ilerliyorsunuz. Şu anda önünüze baktığınızda hedeflerinizi nasıl sıralayabilirsiniz?

İnsanın hedeflerinin olması önemli. Bu hedefler size ne istediğinizi ve nerede olduğunuzu hartırlatıyor. Yeri geldiğinde çalışma takviminizi canlı tutabilmeniz için sizi destekliyor. Önümüzdeki dönem için birçok yeni planımız ve hedefimiz var. Bunları yavaş yavaş hayata geçireceğiz. Bunların bazıları okuyucularımıza süpriz olsun. Her zaman yapmaya çalıştığımız gibi onlara en iyisini sunmak istiyoruz, bu sebeple de yoğun çalışıyoruz. Yeni projelerimizin bazılarını, hazırlıkların tamamlandığı zaman paylaşacağız. Ancak onlara yeni bir single projemiz olduğunu ve çalışmalara başladığımızı da müjdeleyebiliriz.

Türkiye'den bir dizi oyuncusu olan Necati Şaşmaz'a Kültür ve Turizm Ataşeliği verilmesi sanat camiasında büyük tepkilere yol açtı. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bence yapılan çok büyük bir hata. Bir ülkenin Kültür ve Turizm Ataşeliği bir gecede kendi kendize karar verip muhtemelen beğendiğiniz bir dizinin başrol oyuncuna önereceğiniz kadar basit bir görev değil. Ne yazık ki ülkemizde devlet bünyesinde önemli pozisyonlara gelmek, yaptığınız işin kalitesi ve deneyiminizle değil; yakın ilşkilerin ve çıkar bağlantılarının ördüğü merdivenlerle tırmanılan bir yoldan yürümeyi gerektiriyor.

Bu vahim olayda da yine aynı şekilde cereyan eden bir durum söz konusu. Kişi olarak Necati Bey'le bir sıkıntım yok, ancak benim ülkemin Kültür ve Turizm Ataşeliğini yapacak doğru isim olmadığını düşünüyorum. Karanlık ilişkilerin konu alındığı ve Kıbrıs'ta görmek istemediğim ama ne yazık ki belli çevrelerce şuursuzca her geçen gün daha da içine battırıldığımız bu kötü ilişki ağını simgeleyen bir dizinin başrol oyuncusu olarak; kültürel anlamda pek de referans alamayacağımız, ülkelerde kazandığı popülarite sayesinde seçilen bu ismin; yüzyıllardır tarihe, farklı kültürlere ev sahipliği yapmış, hoşgörüyü kabullenmiş, medeniyetlerin birleşiminden kendine bir kültür yaratmış olan Kıbrıs kültürüne sahip hiçbir vatandaşımızı da tatmin edeceğini sanmıyorum.

Burada odak nokta bu adanın kültürüne olan yakınlık ve yetkinlik değil de sadece popülarite ise Hollywood'dan dünyaca ünlü bir film yıldızı veya yine dünyaca ünlü bir pop star seçilebilirdi. Onlar da en az Necati Bey kadar bu kültürün, bu adanın Kültür Ateşeliğini yapma noktasında yanlış ama dünyaca popüler isimlerdi. Şaka bir yana ben bu ülkenin bir vatandaşı ve sanatçısı olarak; ülkemi gerçek kültürel değerleriyle tanıyan, onu anlayan, yaşam tarzında Kıbrıslılığı bulabileceğiniz bir ateşe istiyorum. Bunu gerçekleştirebilecek, yurt içinde veya yurt dışında yaşayan, bu adanın kültürünün temelinden yetişen, Kıbrıslı Türklerin kültür sanatta dünyada kendisine yer bulabileceğini yaptığı kaliteli işlerle ortaya koyabilen birçok ismimiz olduğunu düşünüyorum.

Gereksizce harcanan paraların bir kısmı doğru düzenemelerle bu kişilerin yürüteceği tanıtım programları için harcansa şu ankinden daha faydalı bir reklam kampanyası yürütüleceğinden eminim. Buradan yöneticilerimize şunu söyleyelim aldıkları her kararın bu ülkenin geleceğine katkı koyabileceği gibi, ciddi zarar verebileceğini de bilmeleri gerekir.

Kültür ve Turizm Ateşeliğine atadığınız insanın, ülkenizde bu sektörlerde hizmet veren kişiler tarafından onaylanması gerekir aksi bir durum bir sorunun, bişeylerin yanlış yapıldığının işaretidir. Sizler birer şirket değil birer ülke yönettiğiniz için sadece popülerite, kar zarar hesaplarıyla bazı konuları karara bağlayamazsınız. Bir ülkenin kültürel yapısının dünyaya tanıtılması popülerlikten çok daha derin detaylar, dengeler gerektirir. Yöneticilerimizi böyle hassas ve önemli konularda alacakları kararlarda ülkemizdeki kültür sanat konusunda yetkin olan bilinçli kişilerden de fikir almaya davet ediyoruz.

Kıbrıs, barış ve müzik sözcükleri sizin için ne ifade ediyor?

Kıbrıslı Türkler olarak geldiğimiz noktada, kendi ayaklarımız üzerinde durup, kendimizi yönetip, dünya tarafından kabul görmek istiyorsak ivedi bir anlaşmaya ihtiyacımız olduğunu anlamalıyız.

Yöneticilerimizin, farklı sebepler üretip işi yokuşa sürmek yerine, bu işin nasıl çözümleneceğine dair yollar bulması gerekmekte, fırsatları değerlendirmeleri gerekmektedir. Bu yolun kolay ve kısa bir yol olmadığı ancak inançla, çabalayarak, yılmadan yürünmesi ve geleceğimizi kurtarmamız gerektiği unutulmamalıdır.

Yıllardır gereksizce harcanan zaman neticesinde çözülmeyen bu sorun yüzünden hergün kan kaybedenin ve çözüme en çok ihtiyaç duyan tarafın Kıbrıs Türkü olduğu unutulmamalıdır. Aksi halde şu anda yaşadığımız sıkıntılar artacak ve bir gün bizi yok etme noktasına gelecek. Bütün ekonomik değerlerimiz özelleştirilerek dağıtılması, kültürümüze, yaşam tarzımıza hiç de uyum sağlamayan bir yapının bize dikte ettirilmeye başlamasıyla gelecekte Kıbrıslı kimliğinden ve kültüründen geriye bişey kalmaması çok da şaşırtıcı olmayacaktır.

Biz müziğin sınır tanımaz yanıyla insanların geçmişten ders alarak kendilerine yeni bir gelecek kurulabileceğini göstermeye çalışıyoruz. Yanı yanı başımızda olan ve bizimle aynı kültüre sahip, benzer şeylere gülüp benzer seylere ağlayan, sevinçlerini de üzüntülerini de benzer şekilde yaşayan bir yapıyı görmezden gelemeyeceğinizi vurguluyoruz. Gençelerin geçmişi göz ardı etmeden ondan ders alarak sevgi ve saygı çerçevesinde adanın iki tarafında da ortak çalışmalar ortaya koyabileceklerini insanlara gösteriyoruz. Bu noktada bu işbirliğini yapıp dünyaya gösterdiğimiz aracımız da müzik oluyor.

Okuyucularımıza son olarak neler söylemek istersiniz?

Bu keyifli sohbet için önce sizlere teşekkür ederim. Okuyucularımız için birçok güzel proje hazırlıyoruz. Onlarla bu projeleri buluşturmak için sabırsızlanıyorum. Bugüne kadar gösterdikleri ilgiyi yeni çalışmalarımıza da göstereceklerini umuyorum. Konserler ve etkinliklerle alakalı bilgi almak, konserlerimizi canlı izlemek için www.umutalbayrak.com adresinden ve sosyal medyadaki adreslerimizden bizi takip edebilirler. Ayrıca sevenlerimize sunu da söylemek istiyorum; Kültürlerine destek versinler çünkü verdikleri destek sayesinde bu ülkenin sanatçıları daha iyi şeyler ortaya koymak için çaba harcayıp onlara daha iyisini sunacaklardır. Kültürünüze sahip çıkarsanız hiç bişey için geç kalmazsınız. Umudunuzu kaybetmeyin ve değerlerinize sahip çıkın.

Röportajı Yapan ve Hazırlayan: Serkan SOYALAN

umut-bg